Enerji Tıbbı

    Enerji bedenimiz : Aura, çakra, meridyen, kavşak noktalar aynı zamanda da bedenin içine gömülmüş şok emen trafo, ızgara sistemi ve farklı örgü yapılarından mevcuttur.

    Auramız fiziksel bedenimizin içine gömüldüğü, enerji katmanlarından oluşan tıpkı atmosfer gibi bizi saran, kozmoz ile ilişki kuran; kimi enerjileri dışarıda bırakıp bariyer görevi yapan, kimi enerjileri anten gibi kendine çeken, bizi kuşatıp koruyan, bedeni besleyen, içinde yaşadığımız şeffaf kapsülümüz de diyebiliriz.

    Beden sadece biyolojik bir şekilde ağızdan beslenme yolu ile kainattan beslenmeyiz. Enerji olarakta tıpkı bitkiler gibi fotosentez yaparız. Günlerce gün ışığından beslenip hiç birşey yemeden ayakta kalan insanlar literatürde var. Biz aura ve çakralar yolu ile temiz enerjiyi bedenimize çekeriz ve kirli enerjiyi boşaltırız ve bunun farkına bile varmadan yaparız.

    Bedenimizden yayılan frekansımız doğrultusunda kişi ve olaylar çekeriz. Hangi kanaldan yayın yapıyorsak benzer enerji ile rezonansa gireriz. Auradaki kayıtlar ile kaderimize yön vermekte ve ilahi planı sürdürmekteyiz. Bu açıdan aura alanının temiz ve sağlıklı olması düşündüğümüzden daha önemli bir yer tutmakta.

    Aura katmanları:

    Eterik beden: Bedene formunu veren  alan

    Duyusal beden: Duygularımızın kayıtlı alanı

    Mental beden: Düşüncelerimizin – zihnimizin kayıtlı alanı

    Astral beden: Kişi ve çevre ile iletişim sağlar, ruhsal beden ve alt enerji bedenleri ile etkileşim içinde olup dönüştürme sağlar

    Ruhsal beden: En yüksekteki enerji bedeni siptülbeden olarakta adlandırılabilir, ilahi alanla iletişim sağlar ve kendi içinde tekrar katmanlara ayrılır.

     

    Çakralar

    Auramız üzerine çakralar adını verdiğimiz büyük istasyonlar ile hem enerjiyi içeri alan hemde kirli enerjiyi ters çark sistemi ile dışarı boşaltır. Çakralar omurgaya enerjiyi direk aktarır. Çakra sistemimizde bütün yaşanmışlıkların kayıtları bulunur ve bizler geliştikçe tecrübe ve bilgi noktasında onlardan faydalanırız. Ağır travma görmüşsek bu kayıtlar çakralar da dönüştürülmeyi sarıp sarmalanmayı bekliyor olacaklardır. Her çakranın gelişim ve olgunlaşma zamanı vardır. Yaş ile birlikte oluşumları  tamamlanır. Ki bu yaşlar bizler içinde önemli dönüm noktalarını belirler. Sadece üçüncü göz ve taç çakra için yaş kavramı yoktur. Çünkü bu iki alan ilahi olan ile direk bağlantıda ve gelişimi fiziksel yapının ötesinde mana ile ilişkilidir.

    Çakraların kısaca görevleri ve gelişim yaşları;

    Kök: Hayatta kalma, köklenme, varolma, topraklanma. 0-7 yaş

    Sakral çakra: Üreme, yaratıcılık, öz duygular yaşam sevinci. 7-14 yaş

    Solar pleksus: İlişkiler, fiziksel alandaki sezgiler, başkası üzerinde etkinlik, duygular, güç ve iktidar isteği , korku ve kaygı. 14-17 yaş

    Kalp çakrası: Sevmek, koşulsuz iyilik, kabullenme. 17-22 yaş

    Gırtlak çakrası: İletişim alma verme dengesi, kendini ifade. 22-30

    Alın çakrası: Ruhsal frekans, ruhsal alan sezileri, oluşturma

    Tepe çakra: İlahi bağ, ruhsallık, birlik.

    Çakralar dengeli çalışması omurga ve enerji beden dengesine bağlıdır. Bozulan çakra titreşimi kendini tamir için kendine en yakın çakradan enerji çekecektir. Buda çakra dengesizliğinde yanlış tanı koyulmasına sebep olabilir. Yani kalp çakrasındaki titreşim bozukluğu boğaz çakrasınıda bozabilir kişi aşırı konuşkan yada tam tersi ifade zorluğu yaşayabilir. Örneğin koşullu sevme enerjisi ile çok enerji tüketen kalp çakrası, boğaz çakrasından enerji çekerek bizi ketum konuşmakta zorlanan bir duruma itebilir.